bir istanbul gecesi

Bir yerdeki eski anılara karşı kayıtsız kalmanın yolu, orada yeni anılar oluşturmaktan geçer.. En azından İstanbul’a geldiğim gün tanıştığım ve bir daha hiç ayrılmadığımız kankamla inanışımız bu yönde.. “Ethernal Sunshine of the Spotless Mind”ın aksine biz anıları silerek değil, yerine aynı yerde sevdiğimiz insanlarla-dostlarımızla yeni anılar edinip orayı yeni haliyle hatırlayarak, eskilerine kayıtsız kalıyoruz.

Cuma akşamı adım adım yine bir anı temizleme gecesiydi..

Önce Bereket Döner’de yemek yedik.  Her zamanki gibi hızlı, fiyat-performans’ı beklenen seviyede, doyurucu ve mideyi geceye hazırlayıcıydı. Benim favorim döner ve kendi yaptıkları köpüklü ayran..

İmam Adnan Sokağı’na girdiğimizde önce Leman Kültür’de soluklandık. Dışarıda oturacak yer bulamasak da iç mekan tamamen bize aitti. Pencere kenarında sokaktan farksız bir şekilde, kendine özgü dekorasyonuyla ev sahipliği yaptı bize Leman Kültür.  (leman kültür’den bir not: en soğuk içecekleri limonata. limonatayı nane ve kıyılmış buzla servis ediyorlar.. bu sıcakta boğazlarınızı yorabilir aklınızda olsun, siz kankam gibi yapmayın)

Ana hedefimiz İmam Adnan Sokağı’nın vazgeçilmezi “Life-Roof”ta ’80’ler partisinde eğlenmekti. Saat 11’den önce içeriye girişimizi ücretsiz kılan bir davetiyemiz vardı.. Değilse giriş için 15 tl ödüyor ve bunun yanında ücretsiz bir bira alabiliyorsunuz. Çatı katında, terasta esintili bir ortamda eğleniyorsunuz.. Gece boyunca ’80’lere damgasını vurmuş yerli-yabancı şarkılarla eğlendik.  Gerçi ağırlık yabancı şarkılardaydı… Micheal Jackson’un ölümü bunda etken miydi bilmiyorum.. Gecenin en eğlendiğimiz şarkısı “Ghost Busters”dı :) Geceye damgasını vuran replik bir turistin yanımıza gelip arkadaşımızın kendisininkinin aynı olan tişörtünü gösterip “nice t-shirt” deyişiydi. Hepimiz çocukluğumuza geri döndük.. İstanbul’a yolu düşen herkes mutlaka Life-Roof’ta Oldies Party’e gitmeli ve kurtlarını dökmeli.. (sizi sürekli taciz eden garsonlar yok. geceyi bir elma suyuna 5 tl vererek kapatabilirsiniz :) )

İstediğimiz kadar yerli müzik duyamayınca gecenin anı yenilenecek son mekanına Bekar Sokak’taki favori mekanlarımızdan “Müptela”ya gittik.. İlk kez bomboş bir müptelayla karşılaşmıştık o gece… Ne bir müşteri, ne de sahnede biri vardı.. Mekan sahibi ve solisti tavla oynuyordu.. “Müptela”yı kapattık bu gece esprileriyle yerimizi alırken solist sahneye çıktı.. 19 temmuz’da devreye giren “dumansız hava sahası” en çok barları etkilemiş, tek müşteri bile olmayışı ondan diyor mekan sahibi Nuri. Ekip ise yazlık mekanlara para kazanmaya gitmişler.. Eylül’de yeniden buradalar diye haberini de vermeyi unutmadan..

Sabah kahvaltısını ise Beşiktaş’ta Cumartesi pazarının kurulduğu otoparkın hemen karşısındaki Cakehouse’da yaptık. Nilgün ve Aycan hanımların açtığı bu kek evinde zeytinli cevizli ekmekte fesleğenli domatesli beyaz peynirli tost ve havuçlu kek yedik. Taze sıkılmış portakal suyu, ardından filtre kahve için iki kişi sadece 35tl ödedik.. Muhteşem damak tadı, güleryüzlü hizmetle birleşince neden daha önce gelmedik buraya dedirtti… Daha denenecek çok lezzetler var.. Kurabiyeler aklımızda kaldı bizden söylemesi :)

Bu yazı Şehir Hayatı, Yeme İçme kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>