Balonla Avanos

Çeşitli dinlerde ve ruhani felsefelerde ölümden sonra yaşama olan inanca göre; dünyada iyilik yapanların, günahsızların öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer olarak tanımlanan Cennet’in Şamanizm’deki karşılığıdır uçmak. Vaat edilen bu sonsuz mutluluğu yakalama isteği ve inancı ile gökyüzünde düşmeden yol alabilen canlılara özenmemizden, sonsuz mutluluğu, uçmayı da hep ruhun özgürleşmesine benzetiriz…

 

Uçakla seyahat, yüzümde rüzgarı hissetmediğim için uçmak değil benim için. Yüksekten düşme korkum olmasına karşın, gözüm hep yükseklerde! Biraz bu korkudan kurtulmak, bolca adrenalin salgısı için tırmanış ve inişlerle bezeli doğa yürüyüşleri yapıyorum aslında…

10 Nisan’da Avanoslu Kuzenella’nın ziyaretiyle, 23 Nisan’ın Cuma gününe gelmesiyle oluşan “uzun hafta sonu (long weekend)” için planım oluştu. Kapadokya demek yirmi yılı aşkın süredir Balon turu demekti. Dünyada balonla uçmanın en keyifli ve en güzel olduğu yerde, Kapadokya’da yükseklerde, bu kez ayaklarımın yerden kesilmenin heyecanını da yaşayacak, rüzgarı yüzümde hissedecek, uçacaktım!

Pek çok turizm merkezine olduğu gibi Kapadokya’ya ulaşım için çeşitli alternatifler mevcut. Yalnız tatil zamanı İstanbul’dan ulaşım için yer bulmak sorun olabiliyor, uçaklarda ya yer kalmıyor, ya da çok pahalı oluyor, otobüste yer bulmak için bile hızlı davranmak gerekiyor. 22 Nisan Perşembe akşamı saat 21:45’te Harem’den hareket edecek olan Nevşehirliler Seyahat otobüsü için iki hafta öncesinden biletimi aldığımda otobüste başka yer kalmamıştı!

Takvimler yolculuk gününü gösterdiğinde, tatil öncesi tüm zamanlarda olduğu gibi sanki bir felaket senaryosu çekiliyordu ve herkes şehri boşaltmaya çalışıyordu… Bu nedenle otobüs 45 dakika gecikmeli olarak Harem’den kalkabildi… İstanbul’dan Nevşehir’e gidecek olan son otobüs olduğundan İzmit’e de uğrayan otobüsümüzde yolcu sayısı ve koltuk satışı arasında bir tutarsızlık vardı ki İzmit’te 1 saate yakın bekledik. Hostesimizin orada inme restini Kaptan’ın görerek İzmit otogarında hostesimizi indirip yola devam ettik.

Gecikmeli ve kesintili yolculuğa rağmen sabah yaklaşık 8 buçukta Nevşehir’deydik. Otobüsümüz neyse ki Avanos’a devam edecekti… Saat 9 sularında Avanos otogarında indiğimde birkaç gündür yağmurlu olan havanın döndüğünü güneşin ısıtmaya başladığını görerek mutlu oldum. Gölgede hala serindi ama hem sabahtı, hem de bahardı… Eğer hava kötü olsaydı balon uçuşu iptal olacaktı, mutluluğum güzel havayla artarak en son bir kış mevsimi geldiğim bölgeyi gözlerimle tararken Kuzenella beni almaya gelmişti bile…

Bu yolculuğumda da konaklayacağım yer önceden belliydi, Kuzenella ve ailesinin evinde kalacaktım. Ama bölgenin turizm cenneti olması, bölge insanının da buna ayak uydurmasıyla birçok otel, pansiyon mevcut. Hatta çoğu eski evler, kimi kaya evleri de butik otellere dönüştürülmüş durumda. Rezervasyonunuzu önceden yaptırmanızda fayda var. Dizi filmlerin de etkisiyle yerli turist sayısı artmış, yabancı turistlerin ise yüksek talebi mevcut.  İzlanda’daki yanardağ patlaması nedeniyle birçok uçuş iptal edilmesi nedeniyle ziyaretçi sayısı beklenilenin altındaydı…

Balonla Kapadokya!Kapadokya’da balon turu yapan 15 şirket, bu şirketlerin de 50 Balon’u var. Amerika, Avustralya, İspanya ve Mısır’da da yapılsa da doğal güzellikleri nedeniyle dünyada en güçlü Balon turu pazarı Kapadokya’daymış. Sadece uçma arzusu değil, kendinizi dünya dışında hissettiğiniz Kapadokya’nın eşsiz güzelliğini görmenin de en etkili yolu Balon olduğundan talep çok yüksek.

Kültür turu için Kapadokya’ya gelenlerin de yoğun talebi olması nedeniyle yer bulamama ihtimalimiz çok yüksek olduğundan, rezervasyonumuzu 2 hafta öncesinde Kuzenella’nın babası aracılığıyla yaptırıyoruz. Hangi firma ile uçacağımızı da bölgeyi iyi tanıyan kişi olarak o seçiyor: Vogayer Baloons’la, Kaptan Halis ile uçacağız…

Sıcak hava Balonları, 28 derecenin üzerinde ve aşırı rüzgarlı havada uçamadığından, uçuşlar iklim koşulların uygun olduğu sabah saatlerinde yapılıyor. Sabah gün doğumundan yaklaşık bir-bir buçuk saat önce, saat 5’te, bizi ve diğer katılımcıları kaldıkları yerlerden, otellerden alarak uçuş alanına getiriyor ve çay, kahve, kek ikram ediyorlar. Ardından hava koşullarına göre o gün için belirledikleri kalkış alanına gidiyoruz. Kalkış alanına ulaştığımızda, balonların son hazırlıkları yapılırken bize güvenlik bilgilendirmesi yapılıyor, ardından ağırlıklarımız gözetilerek sepete biniyoruz.

Yeryüzü yavaşça alçalıp altımızda dönmeye başlıyor. Kalkış anındaki heyecan yerini rahatlığa bırakıyor ve Balonumuz çevreyle uyum içerisinde Kapadokya’nın derin kanyonları, gür ve bereketli vadileri üzerinde havada yüzmeye, uçmaya başlıyor.

Havada 49 balon sayıyoruz, inanılır gibi değil! Güneş yüzünü kanyonların ardından göstermeye başlıyor, rengarenk gökyüzünde hangimiz en güzel vadide, hangimiz en yüksekte yarışına giriyoruz… Kimi zaman yükseliyoruz, kimi zaman peribacalarına konacak kadar alçalıyoruz. Mevsiminde ağaçlardan kayısı bile topladıkları oluyormuş balondayken!

Yaklaşık 75 dakikalık uçuşun ardından uygun bir yere güvenli bir iniş yapıyoruz, yerde kamyonun arkasına asılan bisikletli çocuklar gibi bekleyen 4 görevli Balon’un sepetine asılıyor ve inmemize yardım ediyorlar. Bizden sonra bir uçuş daha yapılacağından sırayla iniyoruz, inen ekibin yerine diğerleri biniyor. Balonu aynı anda boşaltmıyoruz ki yükselivermesin…

Yerde bizi şampanya ile bekliyorlar. İnsan taşıyan ilk sıcak hava balonu 1783 yılında gökten ışık saçarak Paris’in 9 km uzağındaki bağların arasına inerken bölge köylülerinin tedirgin olması üzerine pilotlar köylülere sepetlerindeki şampanyadan ikram etmişler. Günümüzde de inişi şampanya ile kutlamak adetmiş. Hatıra olara isimlerimize yazılmış uçuş sertifikamızı veriyorlar ve bizi aldıkları yere bırakıyorlar.

Daha önce birkaç kez, farklı mevsimlerde ziyaret ettiğim bölgeye bu kez Balon turu yapmak için geldiğimden bu kez ne Açık Hava Müzelerini, ne Vadileri geziyorum… Daha sakin bir programım var:

Güvercinlik Vadisi’ni seyredip şarap tatmak, kahve içmek ve kabuklu fıstık yemek!

Güvercinlik Vadisi adını, geçmişte kasabalıların vadi yamacına oydukları güvercinliklerden alıyor. Kış boyunca güvercinliklere yem atarak besledikleri güvercinlerin biriken gübrelerini bağlarında, bahçelerinde kullanmışlar.  Bölgenin en çok gezilen yerlerinden, Uçhisar kasabası sınırlarındaki toplam 4.100 metre uzunluğundaki Güvercinlik Vadisi’ni vadiyi yürüyerek gezmek yerine, panoramik olarak seyretmek üzere yol kenarında dizili kafelerden “O Ağacın Altında”nda oturduk.

Türk kahvesi içme isteğimizi ilettikten sonra bölgenin oluşmasında başlangıç adımını atan, tüm heybetiyle “hoş geldiniz” diyen Erciyes’i selamlıyoruz. Bu arada masamıza Kapadokya bayramlarının adeti olduğu üzere çetene (kendir tohumu), ay çekirdeği ve kabuklu fıstık getiriyorlar ikram olarak. Ayrıca bölge bağları ve şaraplarıyla da ünlü olduğundan vişne ve karadut şarabını tatmamız için… Bu kadar ikram üstüne ikram olunca, ev oturmasına gitmiş ama bir türlü evlerine dönmek üzere kalkamayan misafirler gibi biz de sohbeti uzattıkça uzatıyoruz.

Uçhisar Kalesi’nde Erciyes’e kafa tutmak!

Tüm bölgeyi kuş bakışı görmek üzere Kapadokya’nın zirve noktası, bölgenin yer yerinden görülen en yüksek peribacası Uçhisar Kalesi’ne gidiyoruz. Kaleye giriş 3 TL ve Kale’nin işletmesi Belediye’ye ait olduğu için Müze Kart geçerli değil. Ancak Güvercinlik Vadisi’nden Avanos’a doğru tüm vadiler, Ortahisar Kalesi, Göreme Kasabası, Göreme Açık Hava Müzesi, Avanos… tüm Kapadokya göz alabildiğine önünüzde olacağından her kuruşuna değer. Uçhisar Kalesi’ne çıktığımızda, Erciyes ve Hasan Dağları’nı birlikte görmenin veya zirvede olmanın heyecanından mı bilmiyorum, Erciyes’e kafa tutup, sen mi büyüksün ben mi Erciyes diye seslenmekten kendimi alamadım :)

Kale’nin geziye açık bölümünde zirveye kadar merdivenlerden çıkılıyor. Yukarı kadar bayağı bir basamak çıkmak gerekse de manzara nedeniyle sürekli duraklayıp seyretmekten hiç yorulmuyorsunuz. Kale’nin zirvesine geldiğinizde Bizans döneminden kalma mezarlarla karşılaşacaksınız, sakın şaşırmayın…

Gökyüzüne çıkmadan önce Derinkuyu Yer altı şehrine inmek!

Dünyada başka bir örneği var mı bilmiyorum ama yer altı şehirleri, havalandırma, emniyet ve güvenlik sistemleriyle, giriş ve çıkışlarda ilginç teknikleriyle, zemindeki kuyularıyla mükemmel ve şaşırtıcı bir tekniğin ürünü! Her bölge ziyaretimde ziyaret edip, her seferinde hayranlıkla büyülenerek ayrılıyorum…  Yer altı şehirlerinin tehlike anında sığınma amacıyla mı kullanıldığı yoksa sürekli yaşanan mekanlar mı olduğu kesin olarak bilinmiyor ama bölgenin tarihine bakıldığında savunma veya düşmanı pusuya düşürme amaçlı yapılmış olma ihtimali çok yüksek. Bölgede küçüklü büyüklü yüzlerce yer altı yerleşim yeri olduğu ve bunların birbirine tünellerle bağlandığı iddia ediliyor, ama henüz kanıtlanmış bir iddia değil…

Bu kez de en derin yer altı şehrine; 18-20 kat olduğu bilinen ama sadece 8’inin ziyarete açılabildiği Derinkuyu’ya gidiyoruz… Giriş 15 TL, Müze Kart geçerli. Eğer Müze Kart’ınız yoksa burada almanız da mümkün.

Uranos’ta Türk Gecesi

Uçhisar Panorama’da gün batımını izledikten sonra bölgede turizme hizmet eden, “Türk Gecesi” eğlenceleri sunan birçok yerin belki de ilkine, Avanos şehir merkezine 1 km uzaklıkta olan Uranos Sarıkaya’ya gittim. Antik tiyatro düzeninde herkesin sahneye bakacak şekilde oturduğu, kaya içine oyulmuş, tur şirketlerinin uğrak yeri… Zaten “Türk Gecesi” de yerli turistlere değil yabancılara hitap ediyor aslında… Öte yandan “inşallah Türklerin böyle bir masa düzenine sahip olduklarını düşünmezler” diye düşünmeden edemedik. Ud, kanun, keman, ritm saz ile Türk Müziği icrası ile başlıyor program, ardından halkoyunları gösterileri ile devam edip oryantal gösterisi ile son buluyor. Yemekli veya yemeksiz olarak katılabilirsiniz… Gösterilerin en keyifli yanı oryantal şovun sonunda dansı öğrenmeye çalışan konukları izlemekti.

Nereden, Ne Almalı?

“Güzel Atlar Diyarı” Kapadokya’yı yılda yaklaşık 2 milyon turist geziyor. Kapadokya denildiğinde Çömlek, Şarap, El Dokuması Halı ve Takı geliyor… Turistik amaçlı hediyelik eşya satışları bölge turizm gelirinin yarısını oluşturuyormuş…

El Dokuması Halı’nın Adresi “Sentez Halı”Ziyaretçilerini, tezgahı başında halı dokuyan genç kızların yer aldığı heykelle karşılayan Avanos’ta çömlekçilik turistik önem kazanıp yapımı şova dönüştüğü halde; halı dokumacılığı, halı malzemesinin artan fiyatları, bölge halkının turizme yönelmesi gibi nedenlerle azalmış… Avanos – Ürgüp – Nevşehir halıcıları şimdi diğer yörelerin halılarını satıyorlar.

Avanos’ta bulunan iki büyük halı mağazasından hangisini görmeli derseniz hiç düşünmeden ipek böceği kozasından, ipeğin açılması, boyanması aşamaları da dahil görebileceğiniz, Halk Eğitim Merkezi’nin halı dokumacılığı eğitimlerinin aynı binada verildiği, sıcakkanlı ve konusunda bilgili çalışanları olan Sentez Halı’yı görmelisiniz derim.

El dokuması ipek ve yün halıların çok kıymetli olması nedeniyle Kapadokya’yı görmek için gelen varlıklı turistlerin yoğun ilgi gösterdiğini görüyoruz… Geniş alana kurulu, çok çeşitli ürünler olduğundan tamamını görmek istediğinizde yorulabilirsiniz ama iç avlusunda dinlenip devam etmeniz mümkün :)

Özler Onyx

Uçhisar’daki atölyelerinde onyx süs eşyaları, kadınlar için altın, gümüş ve yarı değerli taşlarla işlenmiş takılar; erkekler için kravat iğneleri, kol düğmeleri ve künyeler üreterek mağazalarında satışa sunan Özler Onyx’te hangi ürünü alacağınıza karar vermek tahmininizin çok üzerinde zaman alabilir… Çalışanları zevklerinize göre sizi yönlendirecektir

Bu yazı Gezi-Yorum kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>